Ölmeden Önce Okumanız Gereken 40 Güzel Kitap Tavsiyesi

İnsanlığın tüm birikimi kitaplarda saklı. Binlerce yıldır yazılmış ve yazılmakta olan kitapları düşünün, dünya klasiklerini, Türk klasiklerini düşünün. Okunması gereken ne kadar çok birikim, ne kadar çok kitap var değil mi?

Malesef, tüm bu kitapları okumak ve tüm bu birikimi elde etmek için yeterli zamana sahip değiliz. Kısıtlı bir ömrümüz var, dolayısıyla da kitapları seçerek okumamız gerekiyor. Burada da başkalarının yaptığı kitap tavsiyeleri bize yardımcı oluyor.

Ben de okuduğum kitaplardan beğendiklerimi bir araya getirerek bu kitap tavsiyesi listesini oluşturdum. Beğenilerimiz farklı olsa da bu kitaplardan öğreneceğiniz çok şey olduğundan eminim.

40 Harika Kitap Tavsiyesi

İnternette sörf yaparken çok rast gelmiştir “Ölmeden Önce Yapılması Gereken 100 Şey” gibi listelere. Ben de rastladım ama doğruyu söylemek gerekirse hiç ilgimi çekmedi. Bunla ilgili kitapların bile olduğunu biliyorum ki, itiraf etmeliyim ki ilgisizim.

Ama bir yerlerde “Ölmeden Önce Okunması gereken 100 Kitap” listesini gördüğümde ben neden kendimce böyle bir liste yapmıyorum dedim. Biliyorum belki o kadar kitap bile okumamışımdır ama bir bahane olur değil mi 🙂

Liste hakkında bilmeniz gerekenler;

1. Bunlar benim okuduğum kitaplar arasından seçtiklerim, kim bilir okumadıklarım arasında ne şaheserler var. Sizin bildiğiniz varsa yazmaktan çekinmeyin…
2. Liste de sıralama çok da önemli değil, her kitabın ayrı bir değeri var benim için.
İşte başlıyorum…

1. Yer Altından Notlar – Fyodor Dostoyevski: İnsanın iç dünyasını, özellikle melankolik, karmaşık, içe dönük insanın iç dünyasını anlamak zordur. Tahmin edersiniz ki anlatmak daha da zordur.

Dostoyevski bu kısacık kitabında insanın iç dünyasını resmetmiştir bence. Hem de genel kanının aksine bu özel bir insan tipi değil, aksine genel olarak ve günümüz insanının iç dünyasını anlatmıştır. Kabullenmek biraz zor olacak ama okurken muhakkak kendinizden bir şeyler bulacaksınız.

2. Bu Ülke – Cemil Meriç: Körü körüne kendi geçmişini öven çok insan var. Sayıları azalmakla birlikte çevrenize baktığınızda görebilirsiniz. Bilmişlik taslayıp kendi milletine sırt dönen onu aşağılayarak bundan nemalanan insanlar da çok. Sayıları oldukça fazla ve her yerde bulabilirsiniz. Ama bu kadar tarafsız kendi milletini eleştirip, her söylediğini kanıtlayarak milletinin başından geçenleri anlatan kişi sayısı oldukça azdır. Cemil Meriçin Bu Ülke adlı kitabında yaptığı tam olarak budur.

3. Suç ve Ceza – Fyodor Dostoyevski: Aslında listeyi kısa kesip ilk yüze Dostoyevskinin tüm kitaplarını da yazabilirim. Bunu yapmıyorum ama Dostoyevskinin bu başyapıtını ilk sıraya koymadığım için suçluluk da duyuyorum. Ben tembel bir insanım, Yer Altından Notlar da kısa bir kitap, belki bu durumu açıklar…

4. Faust – Geothe: Okuyalı çok uzun zaman oldu belki ama şeytanla insanın o çok uzun macerasını anlatan bu kitap listemde her zaman üst sıralara aday olmuştur. Üstadın kırk yılını alan bu kitabın özellikle ilk cildi kimsenin itiraz edemeyeceği bir şaheser…

5. Ölü Canlar – Gogol: Tarzını en çok sevdiğim yazardır aslında. Cervantese benzer tarzı ama bir farkı vardır, okurken ölesiye güldürür ama kitabı bitirdiğinizde görmüş olduğunuz manzaraya oturup saatlerce ağlamak istersiniz. Ölü canlar bence böyle bir kitaptır.

6.Bir Delinin Hatıra Defteri – Gogol: Yine Gogol, bu kitabını okuyalı çok zaman oldu. Konusunu hatırlamakla birlikte vermek istediği mesajı hatırlamıyorum. Her ne olursa olsun listeye alınacak bir kitap.

7. Sosyal Zeka – Daniel Goleman : Biraz karışık, çok bilimsel aşırı jargon bir kitap, evet ağır bir kitap ama baş köşeye koyulası, tekrar tekrar okunası psikoloji bilimine yeni bir bakış getirmiş, psikolojide yeni bir alan açmış bir kitap.

8. Duygusal Zeka – Daniel Goleman: Ayrı bir açıklamaya pek gerek yok aslında, insanı tanımak, insanlar arası ilişkileri tanımlayıp bu konuda kendini geliştirmenin mümkün olduğunu söyleyen bir adamın kitabı mutlaka okunmalı.

9. Hitler’in Psikopatolojisi – Walter C. Langer : Çok taraflı ve kasıtlı yazıldığı belli olan psikolojik bir rapordur aslında ama amaç insanı anlamak, psikoloji bilimini anlamaksa mutlaka okunması gereken kitaplardan biridir.

10. Zar Adam – Luke Rhinehart: Açık konuşayım, ben bu kitabı okuduktan sonra ortadan ikiye ayırıp parçalarını yokettim. Kitabın kapağında da yazdığı gibi çok tehlikeli bir kitap. Okurken dikkatli olunuz ve çocukların ulaşamayacağı bir yerde saklayınız.

11. İnsan Ne İle Yaşar – Tolstoy : Büyük üstad bu kitabında diğer kitaplarından daha bir yoğun şekilde hayata dair dersler veriyor. Okurken kendinizi farklı hissedeceksiniz. Bu kitabı çocuklara yakın tutabilirsiniz hatta ilk okumaları gereken kitaplardan bir tanesidir çocukların.

12. Beyaz Geceler – Dostoyevski: Aşk kitabı, romanı, hikayesi deyince aklınıza ne gelir bilmem ama benim aklıma hep bu kitap gelir. Şehir insanıysanız ve neymiş bu aşk bir bakayım diyorsanız bu kitap bence birebir…

13. Mesnevi – Mevlana: Mevlana tüm dünyada tanınmış ve her kesimden gurur duyduğumuz, felsefesine hiç düşünmedn bize bildirildiği kadarıyla katıldığımız, ve çok azımız dışında örneğin Orhan Pamuk, sevdiğimiz bir tasavvuf erbabımız. Ama Allah aşkına kaçımız onun felsefesini gerçek anlamıyla biliyoruz, kaçımız onun başyapıtını ;Mesneviyi okuduk. Cevap oldukça az kişi…

Hayatımda okuduğum en farklı kitaptır, diğer kitaplar bir şekilde insanın mantığına ve melankolik dokusuna hitap ederken bu kitap insanın çok fazla tatmadığı huzur ve teslimiyet duygularına hitap eder. İnsanın direk kalbine hitap eder ki okurken kendinizi tarifi imkansız bir huzurun ve mutluluğun içinde bulursunuz…

14. Böyle Buyurdu Zerdüşt – Nietzsche: Nietzsche deyince çoğunuzun aklına kaçık bir adam, ya da ilahlaştırılmış bir filozof gelir. İkisi de yersizdir bence, Nietzsche mükemmel bir şairdir. Şiirsel bir dille yazdığı bu felsefe kitabı, üstinsan ya da süpermen ideasını anlattığı bu kitap mutlaka okunması gerekenler arasındadır bence…

15. Plevne Savunması 1877 (The Defence of Plevna 1877) – Frederick William von Herbert: Bu uzun zaman önce ingilizcesini okuduğum, Türkçesini bulması zor bir kitap. Kozan Karacaoğlan Kütüphanesinden tesadüfen bulup okudum. Yıllar sonra tekrar okumak için aradım ama bulamadım.

Kitap Osmanlı ordusunda görevli ingiliz bir subayın tutmuş olduğu notlardan oluşuyor. Bu bakımdan bir roman akıcılığı beklemeyin. Aslında atılan mermilerin sayısına kadar varan detaylar sizi sıkabilir ama bunlar kitaba taşıması gereken bir özelliği veriyor, aşırı gerçekçiliği. O yüzden kendinizi kaptırdığınızda karşınıza çıkan gerçekler sizi alıp götürüyor. Mutlaka okunması gereken bir kitap…

16. Savaş ve Barış – Tolstoy: Tolstoyun başyapıtı. Anlatmaya çok fazla gerek yok. Bu tür listelerin hepsinde vardır. Ama ben Rus yazarlar hakkında genel bir yorum yapmak istiyorum, bu adamları çok rahat okuyabilir, çocuklarınıza okutabilirsiniz çünkü ingiliz ve amerikan yazarlarında hissettiğim gizli emeller, bilinçaltına yönelik cümleler bunlarda olmaz. Bu adamlar neyse o, özellikle Tolstoy…

17. Hacı Murat – Tolstoy:
Yabani bir çiçeği uzun uzun tasvir ederek başlıyor bu kitap. Olayın nereye varacağını merak ediyorsunuz, ve sonunda ünlü kafkas kahramanı Hacı Muratla özdeşleştiriyor ve onun destansı hayatını anlatıyor… Özellikle sonu çok başarılı bağlanmış bir kitap. Kitap okumayı sevmeyenler de çok rahat okuyabilir oldukça kısadır.

18. Diriliş – Tolstoy: Tolstoy’un en çok okunan kitaplarından biridir. Hatta Savaş ve Barıştan sonra en çok okunanıdır diyebilirim. İnsanın kendi iç çekişmelerini anlatması bakımından da çok başarılı bir kitaptır.

19. Genç Werther’in Acıları – Geothe: Genç Wertherin Izdırapları diye de geçer. Alman dehanın belki de en iyi ikinci kitabıdır. Konusu aşktır bu kitabın ve sevgili uğruna yapılabileceklerdir. Tarzı da diğer romanlardan çok farklıdır, mektuplardan oluşur hikaye…

20. Nietzsche Ağladığında – Irvin D. Yalom : Bu kitabı sevmek için Nietsche ya da Freud sevmenize gerek yok. Ya da genel olarak psikolojiyi sevmenize gerek yok. Bu özelliklere sahip olmasına rağmen sıradan okuru da cezbedecek bir kurguya sahiptir bu roman…

21. Sineklerin Tanrısı – William Gerald Golding : Üniversitede ders olarak okutulduğum, zorunlu olarak okutulduğum için de pek bir zevk almadığım bir kitap olmasına rağmen nobel ödülü almış ve arka planda çok ciddi bir analiz barındıran bir kitaptır.

22. Uğultulu Tepeler – Emily Brontë: İngiliz Edebiyatının en çarpıcı örneklerinden biridir. İnsanın özellikle sevgi nefret çıkmazını anlatan bir intikam hikayesi. Türk filmlerinde çokça gördüğümüz “Fakir ama Onurlu Gencin Hikayesi” bu…

23. Gün Olur Asra Bedel – Cengiz Aytmatov: Komünizmi kötülerken belki de farkında olmadan ya da bilerek ve haklı olarak kapitalizmi ve İngiltereyi övmesi hoşuma gitmemişti. Ama bu ne Gün olur Asra Bedel kitabını ne de Cengiz Aytmatovu Türk Dünyasının unutulmazları arasına girmesine engel değil. Ruhun Şad olsun Cengiz Aytmatov…

24. Prens – Machiavelli: Kısaca “Devlet nasıl yönetilir?” sorusuna yüzyıllar önce verilmiş cevaplardan oluşur. Bir çoğunun gerçekliğini hala sürdürmesi şaşırtıcıdır.

25. Propaganda Çağı – Anthony Pretkanis ve Eliot Aronson: “İnsanları bireysel ya da kitlesel olarak nasıl yönlendirirsiniz?” sorusuna verilmiş cevaplar ve örneklerle dolu bir kitaptır.

26. Yüzyıllık Yalnızlık – Gabriel Garcia Marquez: Hayatımda okuduğum en ilginç kitaplardan bir tanesi. Sonu da tahmin edemeyeceğiniz kadar farklı. Zaten yazarı da nobel ödüllü, daha ne olsun!

27. Küreselleşme – Zygmunt Bauman: Dünyaca ünlü sosyolog, küreselleşme kavramını enine boyuna irdeliyor. Sosyoloji kitaplarına ilginiz varsa mutlaka okumanız gerekenlerden…

28. İsyan Pazarlanıyor – Joseph Heath ve Andrew Potter: Kapitalizmin geldiği noktayı tamamen farklı bir açıdan bakarak irdeliyor bu kitap, aşırı sosyalistseniz biraz rahatsız olabilirsiniz ama mutlaka okumalısınız.

29.Kürk Mantolu Madonna – Sabahattin Ali: Günümüzün en popüler kitaplarından bir tanesi. Kitabı sırf hakkında duyduklarım yüzünden okumuyordum, konusunu yapay buluyordum ama kitap hiç bir konuda beni hayal kırıklığına uğratmadı, sizi de uğratmaz. Bir çırpıda bitirilecek bir kitap.

30.Kant’ın Felsefesi – Heinz Heimsoeth: Kitap, felsefe tarihine yeni bir aşlangıç yapan bir efsane. Ama bu efsaneyi kaynağından okumak biraz ağır gelebilir bizim gibi amatörler için. Kant felsefesi hakkında genel bir bilgi sahibi olmak için okunması gereken bir kitap.

31. 1984 – George Orwell: Komünizme sağlı sollu geçiren, 1948 yılında yazılıp 1984 yılını anlatan bilim kurgu kitabı. Yazar dünyaya komünizm hakim olsa nasıl olur tezinden yola çıkarak bir başyapıt ortaya çıkarmış. Orwellin geleceği görmede ne kadar başarılı olduğuna çok şaşıracaksınız!

32. Dört Adalı – Solmaz Zelyüt: Felsefe tarihine damga vurmuş, adalı dört filozofun kuramlarını özetleyen bir kitap. Kitabı okuduktan sonra felsefi konularda keseceğiniz çok ahkamınız olacak!

33. Dönüşüm – Franz Kafka: Bir sabah yatağında böceğe dönüşmüş olarak uyanan Gregor Samsanın hikayesi.

34. Dava – Franz Kafka: Ne ile suçlandığını dahi bilmeden tutuklanan Josef K’nın yenilemez bir sistem karşısında verdiği mücadele.

35. Sıfır Sayı – Umberto Eco: Bir yıl boyunca yayınlanmayacak bir gazetenin hazırlanma sürecinin hikayesi.

36. Satranç – Stefan Zweig : Satrançtan anlıyorsanız tadına doyamayacağınız bir hikaye. Yok satrançtan anlamıyorsanız yine üzülmeyin, ikinci dünya savaşının bireyler üzerindeki etkisini bu kadar iyi resmedecek başka bir hikaye yoktur. Okumanız için bir neden daha, hikayenin yazarı Stefan Zweig bu kitabı yazdıktan hemen sonra karısıyla birlikte intihar etmiştir. Tek seferde okuyacağınız bir hikaye.

37. Saatleri Ayarlama Enstitüsü – Ahmet Hamdi Tanpınar: Türk aydınlanma hareketinin başından geçen trajikomik olayların mükemmel bir hicivle resmedilmiş hali. Türk edebiyatında tartışmasız bir başyapıt.

38. Hayvanlardan Tanrılara – SapiensYuval Noah Harari : İnsanlığın tarihinin evrim üzerine oturtulmuş masalı. Elinden bırakamayacağınız kadar akıcı ve sizi aydınlanmış hissettirecek kadar bilgi verici.

39. Babalar ve Oğullar – Turgenyev: X Kuşağı, Y kuşağı, Z kuşağı derken jenerasyonlar gelip geçecek ama bu jenerasyonlar arasındaki anlayış farkı mutlaka olacaktır. Baba olmadan önce ve babanızı eleştirmeden önce okuyun.

40. Evren ve Dr. Einstein – Lincoln Barnett: Bize bildirildiği kadarıyla Newton yer çekimi kanunu kafasına düşen bir elma sayesinde bulmuştur, Arşimed suyun kaldırma kuvvetini hamamda yıkanırken. Gerçekte öyle midir acaba, bilimsel gerçekler hep tesadüflerin eseri midir?

Lincoln büyük ihtimal basılı bir halini bulamayacağınız bu kitabında Einstein’ın e=mc² kare formülünün tarihçesini anlatıyor.

41. Don Kişot – Cervantes: Adını duymamış olmanız pek olası değil, yel değirmenlerine saldıran çılgın şövalyenin ismini. Çocuk aklımla belki de tam anlamıyla anlayamadığım, yakın zamanda tekrar okumam gereken bir kitap. Okumadıysanız, büyük eksiklik, okuduysanız bir kere daha okumak için bir fırsat.

42. Hızlı ve Yavaş Düşünme – Daniel Kahneman: İnsanın bilişsel karar alma sürecini inceliyor. Aslına bakarsanız benzer bir kitabı daha önce yazdık ama bu kitap çok daha basit bir şekilde açıklıyor durumu.

43. Homo Deus -Yuval Noah Harari: Homo Sapiens kitabının yazarından yine insanlığı anlatan başka bir kitap. Bu defa geçmişi değil geleceği anlatıyor. Yapay zekanın geleceği nokta, teknoloji ve insanlığın geleceğine dair bir efsane.

Keşfettiğin güzel bir kitap varsa yorum kısmına yazarak bizimle paylaşabilirsin!

Bazı İnsanlar Neden Daha Başarılı Olur?

Malcolm Gladwell “Outliers” kitabında başarılı insanların neden başarılı olduğunu incelemiş. Aslında bu soruya hepimizin verilecek bir kaç cevabı vardır. Bakalım sizin tahminlerinizle örtüşüyor mu?

Yazar bu kitabında yakın dünya tarihinin ve günümüzün en önemli figürlerini incelemiş ve bazı sonuçlara ulaşmış. Bu figürler arasında dünyanın en zengin adamı ünvanına sahip Bill Gates de var. Peki bazı insanların daha başarılı olmalarının sırı nedir? Gelin hep beraber yazarın bu soruya verdiği yanıtları inceleyelim.

Bazı İnsanlar neden daha başarılıdır?

Kitap bir italyan kasabasında başlayıp Amerikada hayatlarına devam eden bir grup insanın hikayezi ile başlıyor.

Bu italyan kasabasındaki herkes amerikaya taşınıyor ve burada kendilerine bir kasaba oluşturuyorlar. Bu kasabanın civardaki diğer kasabalardan farkı 60 yaşın altında kalp hastalığından ölen kimsenin olmaması. Bu durum bölgede çalışan doktorun dikkatini çekiyor ve araştırmaya başlıyor.

Sonuç ne çıkıyor dersiniz? Beslenme mi? Hayır, bu kasabadaki insanlar civar kasaba halkıyla benzer şekilde besleniyor.

Genetikleri baz alındığında ise atalarının da yine sağlıksız beslendiği, içlerinde göbekli ve yağlı kişilerin olduğu görülüyor.

Bu kasaba insanlarını diğer kasabalardan ayıran tek fark hayat tarzları, anne baba, çocuklar ve büyük anne büyük baba gibi aile fertleri hepsi tek bir evde yaşıyorlar.

Yazar kitaba güzel bir hikaye ile giriş yapmış. Amerikalı yazarlar bu tür girişleri yapmayı iyi başarıyor. Ancak kitabın devamı bu hikayeyle tamamen örtüşmüyor ve birazcık kopuk devam ediyor.

Uzatmadan başarılı insanları diğer insanlardan ayıran özelliklere geçelim.

1 Doğum Tarihi

Bir insanın baiarılı olmasını sağlayan en önemli etmenlerden bir tanesi doğru zamanda doğmuş olması. Yılın hangi ayında doğduğu bile bir kişinin kaderini belirlemeye yetiyor.

Mesela, Kadanadaki futbol takımı oyuncularını listelemşler ve bu oyuncuların büyük çoüunluğunun ocak şubat ve mart aylarında doğmuş olduğunu görmğşler.

Bunun basit bir sebebi var aslında. Oyuncular daha çocukken seçmelere giriyor ve bu seçmlere belirli yaştakiler başvurabiliyor. Mesela diyelim ki bu sene 2010 yılında doğan çocuklar katılıyor olsun.

Buna aralık ayında doğanlar da dahil, ocak ayında doğanlar da. Peki sizce kim daha avantajlı? Aralık ayında doğan bir çocukla aynı yılın ocak ayında doğmuş bir çocuk arasında nerdeyse bir yaş fark var. Bu maçın kazananı önceden belli.

Malesef bu basit hata hala bir çok yerde yapılıyor. Yine de bu sadece bir örnek ve bunun gibi bir sürü örnek verilebilir.

2. 10 Bin Saat Kuralı

Yazara göre, çizginin dışındakileri belirleyen en büyük etmenlerden bir tanesi de bu kişilerin lanları ile alakalı 10 bin saatlik tecrübeye sahip olmaları.

Bu teoriye göre bir işte uzmanlaşmak için gereken zaman bu ve yaklaşık 10 yıla tekabül ediyor.

Bill Gates, ilk şirketini kurup milyonlar kazanmaya başlayalı en az 10 yıldır programcılıkla içli dışlı bir hayat yaşamış biri olarak bu alanda çok tecrübeliydi.

Yine yazara göre Motzart ilk baş yapıtını vermeden önce 10 yıl boyunca taklit ve kalitesiz eserler üretmişti.

Bunun gibi bir çok örnek sayıyor yazar.

3. Kültür

Başarılı insanları belirleyen bir başka faktör de kültür.

Kafka’nın En Güzel Hikayeleri

Kafka’nın adını duymamış olma ihtimaliniz çok olası değil. eğer duymadıysanız kitaplarla pek işiniz yok demektir.

Kafka nevi şahsına münhasır bir yazardır. Kendine has, karamsar, karanlık ve rahatsız edici bir stile sahiptir. En ünlü yapıtları muhtemelen Dönüşüm ve Dava kitaplarıdır.

Dönüşüm hikayesinde bir sabah böcek olarak uyanan bir adamın hikayesini anlatır kafka.

Dava kitabında ise ne ile suçlandığını bile bilmeden yargılanan ve kendini temize çıkarmaya çalışan bir adamın öyküsünü.

Ancak Kafkanın daha bir çok öyküsü vardır, hem de keşke daha fazla olsa denilebilecek türden öyküler. Bu öyküler farklı kitaplarda bir araya getirilmiştir, kimileri yarım kalmış öykülerdir.

İşte bu öyküler arasından beni en çok etkileyenleri sıralamak istiyorum.

Kafkanın En Güzel Hikayeleri

#1 İn:

Belki de bu hikayenin adını hiç duymadınız. Hikaye Kafkanın ölümünden sonra yayınlanan yarım kalmış hikayelerden bir tanesi.

Can yayınlarının “Bir kavganın Tasviri, Anlatılar 2” kitabının sonlara yakın sayfalarında kendine yer bulur.

Hikaye yer altında yaşayan bir hayvanın iç dünyasında yaşadığı yolculuğu okuruz. Hayvanın ne olduğunu asla söylemez bize Kafka, tek bir ipucu vardır hayvana dair. Başka bir hayvanı kafasıyla vurarak yaralaması.

Bu kafkanın diğer tüm kitaplarında başvurduğu bir yöntemdir. Dönüşümde Gregor Samsa’nın neden böceğe dönüştüğünü bilmeyi, ya da Dava kitabında baş karakterin neden yargılandığını.

Ben bu hikayeyi okuduktan sonra Uçurtma Avcısı kitabını okudum ve inanır mısınız hala damağımda bu öykünün tadı vardı.

#2 Bir Köpeğin Araştırmaları:

Bu öyküsünde kafka etrafındaki her şeyi sorgulayan bir köpeğin başından ve içinden geçenleri anlatır.

#3 Bir Kavganın Tasviri:

Gerçeklik ve hayal arasında bir yolculuk, insanın kendisiyle kavgası.

Farkında olmadan bir spoiler vermiş oldum ama affedin. Zaten bu hikayeyi okuduktan sonra pek bir şey anlamayıp internette arama yoluna gideceksiniz. Bulduğunuz şeyler sizi şaşırtacak ve hikayeyi tekrar okuma isteği uyandıracak belki de ama o karanlık dünyaya dönmeyi göze alamayacaksınız.

#4 Çin Seddi

Adından da anlaşılacağı üzere çin seddinin inşası sırasındaki toplumsal gelgitleri anlatır. Görünürde tabii, derinlerde, taa derinlerde kim bilir neler saklamıştır kafka, öğrenmek için cırmalamanız gerekecek.

#5 Avcı Gracchus

Ölmüş ama diğer tarafa geçememiş bir adamın hikayesini anlatır kafka bu hikayesinde.

Gazali vs Kant

Geçenlerde Gazali ve Kant felsefesini karşılaştıran bir kitap okudum. Kitap İngilizce ve felsefe kitabı olduğu için pek bir şey anladığımı söyleyemem. Ancak anlamadığım en mühim şey ise bu iki kişinin neden karşılaştırıldığı.

Felsefi olarak altyapı yetersizliğim var tamam, ancak yine de anladığım kadarıyla bu iki filozof birbirine hiç benzemiyor.

Gazali, gerçek mutluluğa ulaşmak için insanın aklını bir şeyhe teslim etmesinin gerektiğini söyleyen bir din adamı. Her şeyin ayet ve mucizelerle belirlendiğini, insana düşenin bir şeyh aracılığıyla bu düzene uymak gerektiğini söylüyor.

Kant ise, fiziksel dünyanın aklın sınırları içerisinde olduğunu, insanın araştırıp aklını kullanarak bu kanunları keşfetmesi gerektiğini söylüyor.

Uçurtma Avcısı – Khalid Hosseini

Uççurtma Avcısı bir dönem bolca reklamı yapılan, tüm dünyada 8 milyonun üzerinde satılan ve son olarak filmi de çekilen bir kitap.

Tüm bu özelliklere sahip olunca, pek roman okumadığım halde beni de cezbetti ve kitabı okumaya karar verdim.

Raflarda yıllarca süren tozlanma sürecinden sonra geçen hafta elime geçti ve okumaya başladım. Beklentilerimin yüksekliği mi desem, Kafka gibi bir yazardan sonra okumuş olma bahtsızlığım mı desem bilemedim. Ama hayal kırıklığına uğradım.

Uçurtma Avcisi

Uçurtma Avcısı, arka planında 1970’lerden günümüze Afganistanı resmeden bir arkadaşlık ve ihanet öyküsü.

Emir zengin bir ailenin tek oğlu, annesini doğum sırasında kaybetmiş. Hasan ise Emirin hizmetçisinin oğlu, ve Emirin arkadaşı. Bu iki çocuk nerdeyse tüm günlerini beraber geçirirler. Emirin babası, Hasanı Emirden farklı görmez ve Emire nasıl davranıyorsa ona da öyle davranır. Ancak Emir babasının ilgisine çok muhtaçtır ve zaman zaman Hasanı kıskanır.

Bu iki arkadaşın en sevdiği etkinliklerden bir tanesi uçurtma uçurmak, uçurtmaların bir birinin ipini kestiği uçurtma yarışmalarına katılmaktır.

Yarış sırasında ipi kesilip yere düşen uçurtmayı bulup almak da uçurtma avı olarak geçmekte ve yarışların en heyecanlı bölümlerinden birini oluşturmaktadır.

Bir gün bu yarışlar sırasında talihsiz bi olay yaşanır ve Hasanın başına kötü olaylar gelir. Emir ömür boyu yardım edebilecekken Hasana yardım etmemenin vicdan azabını yaşar.

Neyse hikayeyi uzatıp spoiler vermek istemiyorum. Hikayeyi neden sevmedim size onu anlatayım.

Kitabı neden sevmedim?

Hikayeyi sevmememin sebeplerinden bir tanesi kurgusu. Mükemmele yakın bir kurgusu var. Ancak bu mükemmellik bence hikayenin doğallığına zarar veriyor.

Görmeye alışık olduğumuz hollywood filmlerinin düzeyine indiriyor. Hani şu sonunu tahmin etmeye çalıştığınız, sizi şaşırtan ve sonunda bu kadar da olmaz dedirten.

Belki bu durum filmler açısından iyi bir durumdur bilemiyorum ama kitap için hiç de uyumlu değil. Bu kadar da olmaz dediğiniz an kitap büyüsünü kaybediyor. En azından benim için.

Bu kitabı sevmememin bir diğer sebebi de Amerikan hayranlığı. Afganistanın durumunu biliyorsunuz, yıllarca taliban diye bir belanın etkisi altında kaldırlar. Güya amerika gelip afganistanı talibanın elinden kurtarıyor.

Bununla da kalmıyor tabii, kitabın her sayfasında amerikam ürünlerinin reklamı yapılıyor. İnanın bana bir hollywood filminde bile bu kadar reklam göremezsiniz.

Son sebep ise, romanlarda dikkat çekmek için görmeye alışık olduğumuz sansasyonel imgelerin bolca kullanılması. Afganistan gibi ülkelerde çocuk tecavüzünün çok fazla olduğunu duymuştum. Ancak bunun roman boyunca gözünüzün önüne getirilmesi çok rahatsız edici. Belki rahatsız olmamız gerekiyordur bilmiyorum ama ben bu tür kitapları sevmiyorum.

Bir Kavganın Tasviri – Franz Kafka

Bir Kavganın Tasviri Kafkanın yaşamı boyunca yayımlanmamış hikayelerinin bir araya getirilmesiyle ortaya çıkmış bir kitap. Dolayısıyla bir çok hikaye de yarım kalmış.

Yine de yarım olmaları etkileyiciliklerinden bir şey kaybettirmemiş. bildiğimiz Kafka çizgisinde, umutsuz, karanlık, yalnızlık kokan hikayelerle dolu bir kitap.

Bir Kavganın Tasviri

Kitaba adını veren Bir Kavganın Tasviri hikayesi bir adamın tanıdık biriyle bir gece yarısı çıktığı yürüyüşü anlatıyor.

Hikaye üç bölümden oluşuyor, birinci bölüm birlikte yürüdükleri normal dünyada geçiyor. İkinci bölümde hikaye sıra dışı ve gerçek üstü bir hal alıyor. Ve son bölümde hikaye birinci bölümün gerçekliğine dönüş yapıyor.

Hikayeyi sıradan bir olay mantığıyla okuyunca pek bir anlamı kalmıyor tabii. Çünkü bu hikayedeki her şey sembollerden oluşuyor. Sizin göreviniz ise bu sembollere değer vermek ve kendi hikayenizi oluşturmak.

İn

Kitaptaki son hikaye, İn adlı bir hikaye. Benim en çok aklımda kalan ve etkileyen hikaye de bu.

Bu hikayenin kahramanı yer altında kendi kalesini kurmuş bir yer altı hayvanı. Bu hayvanın tam olarak ne olduğunu bilmiyoruz, klasik kafka tarzı.