Senden Önce Ben – Jojo Moyes

Senden Önce Ben, daha önce gazetecilik yapmakta iken mesleğini bırakıp tam zamanlı yazar olmaya karar veren Jojo Moyes‘in dünyada beş milyonun üzerinde satmış romanıdır.

Bir trafik kazasında felç olmuş Will ile, onun bakıcılığını üstlenen, Louisa Clark’ın altı aylık bir süreç içerisinde yaşadıkları duygusal ilişkilerini anlatır.

İnternette yorumlara bakarsanız, mutlaka okumanız gereken epik, lirik, destansı, olağanüstü bir hikayedir. Belki de öyledir. Ama olağanüstü bir roman değil, vıcık vıcık duygu sömürüsü yapmaya çalışan, gayri samimi ve her halinden ticari olduğu belli olan sıradan bir roman. Neden beş milyon sattığını hala anlamış değilim.

Bazıları içerisinde toplumsal bir eleştiri barındıran, belki bir ders vermeye kalkışan küstah kitapları sevmez. Bazıları ideoloji içeren kitapları sevmez. Bu kitapta bunların hiç birisi yok. O yüzden belki o kişiler bu kitabı sevmiştir diye düşünüyorum.

Ama kitap okumak boş zamanları değerlendirmek için yapılan eylem değildir. Kitap okumanın bir amacı olmalıdır, öğretici olmalıdır ve bilimsel bir kitap olsa bile bir derinliği olmalıdır. O yüzden bu kitabı pek tavsiye etmiyorum, zaman öldürme amacınız yoksa tabii.

Hayvanlardan Tanrılara – Sapiens – Yuval Noah Harari

Hayvanlardan Tanrılara – Sapiens tüm dünyada en çok satan kitaplar arasına girmiş, Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg’den tutun dünyanın en zengin adamı Bill Gates’e kadar bir sürü ünlü kişinin en sevdiği kitaplar arasına girmiş bir Popüler Bilim kitabıdır. Kitap, ilk insan türlerinin ortaya çıkışından günümüzün Homo Sapiensine kadar İnsanın ve İnsanlığın geçirdiği tüm biyolojik ve bilişsel aşamaları uzun uzun tasvir ediyor.
Kitabın ilk yüz sayfasını okuduğumda kitap hakkında yorumum şu olmuştu:” İnsanlığın tarihinin evrim üzerine oturtulmuş masalı. Elinden bırakamayacağınız kadar akıcı ve sizi aydınlanmış hissettirecek kadar bilgi verici.” 
Aslında demek istediğim şuydu, bilimsel bir kitap gibi görünse de, içerisinde bir sürü bilimsel bilgiler (!) içerse de bu kitap bir bilim kitabı değil. Genel kültürüne katkıda bulunmak isteyenlerin zevkle okuyacağı, okurken sıkılmayacağı bir popüler kültür kitabı. Asla bir bilimadamının okuyup, kendine çıkarımlar yapacağı, bir kitap değil. Çünkü bilim bir konuyu tüm yönleriyle inceler ve açık kapı bırakmaz. Zaten kitabın orijinal ismi “Sapiens – A brief History of Humankind” yani İnsanlığın kısa bir tarihi. Adından da nalaşılacağı üzere bu bir özet. Dolayısıyla detaylardan yoksun. Ve içerisinde bir bilimsel kitaba yakışmayacak çelişkiler barındırabiliyor, mesela;
Kitap, Evrimi kesinlikle ön kabul etmiş ama İnsanın biyolojik evrimi dışında kalan ve bilişsel devrim dediği dönemden sonra insanın geliştirdiği tüm kültürel öğelere “hayali” etiketini yapıştırıyor. Aslında burada bir mesele yok, kendine göre ve oldukça geçerli kanıtlara sahip. Bu hayali öğelerden bir tanesi dinler. Burada, İslam ve benzeri dinler hakkında şu yorumu yapıyor; ” Bu dinler zaten herşeyi bildiklerini ve geriye bilinecek bir şey kalmadığını iddia ettikleri için, dünya ile ilgili keşifler, daha doğrusu bilimsel keşifler yavaşlamıştır.”
Belki, çoğu din için doğrudur fakat burada detaysızlıktan kaynaklanan hatalar var. Bir defa islam peygamberi kesinlikle herşeyi bildiğini iddia etmez. bunun yerine Allahın kendisine izin verdiği kadarını bildiğini söyler. Gerisini araştırın bulun der. Hatırlayın: ” İlim Çinde de olsa gidin alın.”
Bir başka Çelişki, İngilizlerin, Hollandalıların, İspanyolların, Belçikalıların Amerikada, Afrikada, Uzak Doğuda katlettiği on milyonlarca insan, kapitalizmin doğal sonucu olurken, Karşılıklı bir savaşta ölen Ermeniler katledilmiş olabiliyor.
Velhasıl, evrime inanıyorsanız da inanmıyorsanız da insanlığın geçirdiği aşamaları üzerine bir bakış açısı kazanmak için okunması gereken bir kitap ama asla okur okumaz teslim olunacak bir kitap değil.

Satranç – Stefan Zweig

Kitabı okuduktan sonra öğrendim ki, Stefan Zweig’ın intihar etmeden önce yazdığı son kitabıymış. Bu kitap hakkındaki tüm hislerimi değiştirmeye yetti.
Bu olayı öğrenmeden önceki hislerim şöyleydi: ” Olağanüstü akıcı bir kitap ama nazilerin yahudilere yaptığı işkenceleri (her zaman kuşkuyla bakarım) anlattığı ve ünlü bir yahudi ailenin adını zikrettiği için bu kitab saf duygularla bakamam. Art niyet ararım.”
Öğrendikten sonraki düşüncem: ” Her ne sebeple olursa olsun yazarın samimi olduğu ortada. Kitap her haliyle mükemmel! Yazarın ölümüne belki ( bu konuda hiç bir bilgim yok) kuşkuyla bakabiliriz ama bu kitabın mükemmelliğini sorgulayamayız. ”
Satranç, bir gemi yolculuğu sırasında bir satranç şampiyonuyla maç koparmayı başarmış ik kişinin oyununa fısıldayarak müdahale eden ve oyunun seyrini değiştiren Dr. B’nin satrantta nasıl bir deha haline geldiğinin hikayesi anlatılır. Arka planda ise nazilerin işkenceleri resmedilir.
Kitap kapağında yazan şu cümle olayı gayet net açıklar: “Avrupa kültürünün nasyonal sosyalist tehlike altında yok oluşuna işaret eder.”