Anayasa Mahkemesinin Kapatılması

Uzunca bir süredir anayasa mahkemesi ile iç işleri bakanının sürtüşmesini tartışıyoruz. Geçenlerde nihayet ağızlarından baklayı çıkardılar. MHP genel başkanı Bahçeli, anayasa mahkemesi kapatılsın dedi. Cumhurbaşkanı neden olmasın dedi.

Tam da bu tartışmalarının üzerine anayasa mahkemesi üyelerinden bir tanesi, “Işıklar yanıyor!” diye bir tweet attı. Tweette anayasa mahkemesi binasının yanan ışıklarını gösterir bir de fotoğraf var.

Bunun üzerine içişleri bakanlığı da “ışıklarımız hiç sönmedi” diye karşılık verdi. Sonrası kızılca kıyamet. Bahçelisi, Erdoğanı, İçişleri, Adalet bakanlıkları ardı ardına tweetler atarak durumu eleştirdiler.

Bilmeyenler için “ışıkların yanması” darbe habercisi bir sözcük. Böylesi bilinen bir cümleyi anayasa üyesinin bilmeden kullanması akla hizmet eden bir tez değil. Zaten sorun da orda değil.

Duruma iki açıdan bakıyorlar, hangisinin daha inanılır olduğuna siz karar verin.

Birincisi, anayasa mahkemesi üyesi son dönemlerde yaşanan tartışmaların gölgesinde darbe çağrıştıran bir tweet paylaşarak karşı tarafa (!) mesaj veriyor, yani tehdit ediyor.

İkinci teori ise, minareyi çalma niyetlerini ortaya koydular kılıfı hazırlıyorlar cinsinden. Anayasa mahkemesi ile bir düzenlemede bulunmak zaten bunların niyetinde vardı. Anayasa mahkemesi üyeleri de zaten tamamı bu hükümet tarafından seçilmiş üyeler. Durum böyle olunca da herhangi bir üyenin hükümetten herhangi biriyle gerçekten sürtüşmeye girip böyle tweetler atması akla uyan bir şey değil.

Şu anki Türkiyede, Erdoğana karşı böyle eylemler yapacaksın, seni atayan seçilmeni sağlayan, her gücün sahibi bir cumhurbaşkanına karşı…

Yani sonuç olarak ikinci teori bunun bir danışıklı döğüş olduğunu ortaya koyuyor.

Zaten artık ülkede böyle yürütülüyor. Bir yerlerde bir çeşit karışıklık ortaya çıkıyor. MHP lideri karışıklıkla ilgili fikrini söylüyor. Erdoğan da onaylıyor ve sonrasında tartışmalara bakılıyor.

Sonuç olarak, anayasa mahkemesi ile ilgili bir değişiklik yapacaklarsa veya kapatacaklarsa onları durduracak şu an için bir güç yok. Zaten çiğnemedikleri yasa kalmadı. Anayasa mahkemesinin kararlarının göz göre göre çiğnendiği bir ülkede yaşıyoruz.

Hak hukuk yasa diye bir şey kalmadı. Her şey tek bir kişinin iki dudağı arasında olup bitiyor. Yapılan eylemleri denetleyecek bir mekanizma da kalmadı malesef.

Yolsuzluklar, hırsızlıklar artık kimseden saklanmıyor ve göz göre yapılıyor. Aynı kişiler yüzleri dahi kızarmadan halkın karşısına çıkıp oy istiyorlar.

35 yaşındayım, böyle aymazlık, böyle çirkeflik görmedim. Yolsuzluklar elbette eskiden de yapılıyordu ama en azından belki iletişim araçlarının azlığından gözümüze sokularak yapılmıyordu.

Böyle bir sistemsizlikten beklemeyeceğim çirkeflik yok.

Hakkımızda hayırlısı. Umarım tarih (gerçek tarih) güzel şeyler yazar.

Yorum yapın