Eleştiri ve Hakaret Arasındaki İnce Çizgi

Herhangi bir eleştirinin hedefine ulaşabilmesi için çok ince, naif bir dil kullanılması gerekir. Aksi takdirde eleştirilen tarafta düşmanlık ve savunma hislerinin uyanmasını sağlar ki bu da sonuç itibariyle karşı saldırıya sebep olur.

Türkiyedeki eleştiri kültürü maalesef tam da bu yönde ilerliyor. Eleştiri ne kadar sert ve acımasız olursa o kadar etkili olur sanılıyor. Bazen de sert eleştireyim derken ipin topuzu kaçıyor ve hakarete kadar gidiyor. Belki böyle olduğu durumlar vardır ama içinde bulunduğumuz şartlarda toplumu bölmekten ve kutuplaştırmaktan başka bir işe yaramıyor.

Daha önce İslamcıların Atatürkle ilgil sayısız hakaretlerine şahit olduk. Adamlar Atatürkü sevmiyorlar, bunun anlaşılır tarafları vardır. Sürekli eleştirmeleri de normal ancak Atatürk nefreti zaman zaman hakaretlere varan durumlar ortaya çıkarıyor ki bu Atatürkün ilkelerini savunan milyonlarca kişi için de nefret ve düşmanlık doğuracak bir şey.

Gelelim diğer tarafa, geçenlerde Tele1 kanalından Merdan Yanardağ 2. Abdülhamiti eleştiriyor. Abdülhamit biliyorsunuz, AKP ideolojisinin en önemli figürlerinden bir tanesi, bir nevi onların Atatürkü. Zaten TRT ekranlarında yayınlanan Abdülhamit dizisiyle bu sevgilerini iyice pekiştirdiler. Böyle birini eleştirirken çok dikkatli olmak, o tarafın kutsal saydığı bir insan hakkında hakarete varan cümleler kurmamak gerekiyor.

1908‘de Abdülhamid despotizmininemperyalizmin uşağı aşağılık bir diktatör olanMithat Paşayı Taifte boğduranOsmanlıTürk aydınlanmasınımodernleşmesini savunan bütün aydınlara zulmedenNamık KemallereTevfik Fikretlere

Konuşmanın devamında “aşağılık” kelimesini kullanıyor Merdan Yanardağ. Doğal olarak da ipler orada kopuyor, ve RTÜK tele1 kanalını 5 günlüğüne kapatıyor.

Ben şahsen ölümünün üzerinden yüzyıl geçmiş birini bu derece eleştirmenin ve ya hakaret etmenin mantığını anlayamıyorum. Aynı durum Atatürk için de geçerli.

Yaşayan bir siyasetçiyi bu derece eleştirin, sonuçlarına katlanırsınız o ayrı mesele ama ölmüş bir insan için bunların yapılması saçma. Adam ölmüş ve üzerinden yüzyıl geçmiş, mezardaki kemiklerden başka bir şey yok geriye kalan.

Yaşananları da sadece propaganda malzemesi olarak bilebiliyoruz, bir kesime göre kızıl sultan bir kesime göre kahraman. Ne olduğunun hiç bir önemi de yok.

Sonuç olarak, Merdan Yanardağın yaptığı hakaret, cezası bu mu olmalıydı tartışılır ama aynı şey Atatürke yapılsaydı (aynı kefeye koymamak gerekir biliyorum ama iki tarafın kutsalı olarak bakalım olaya) daha büyük bir kıyamet kopardı.

Yorum yapın