İktidarı Ele Geçirmek ve İktidarda Kalmanın Yolları

Ditatörün El Kitabı isimli bir kitap okuyorum. Yanlış anlaşılmasın sübliminal mesaj vermiyorum, içeriğini merak ettim, aldım ve okuyorum. Henüz kitabın başlarındayım, yine de şu ana kadar yazılanları özet geçmek istiyorum.

Kitabın konusu adından da anlaşılıyor. Olmadı yazının başlığına tekrar bakın. Yazar bir ülkede iktidarı ele geçirmenin ve iktidarda kalmanın hangi dinamiklere bağlı olduğunu açıklamaya çalışıyor. Bu dinamikler hem demokrasilerde hem de otokrasilerde benzer şekilde işliyor.

Bu konularda daha önce bir çok kitap yazılmış. İbn-i Haldunun Mukaddimesi ve Machievelli’nin Prensi en bilinen iki örnek. Ancak bu kitap bu iki düşünürün yaşadıkları dönem ve yer bakımından yanılgıya düştüklerini söylüyor.

Kitaba göre, hem demokrasilerde hem de diktatörlüklerde üç kesimin öneminden bahsediyor.

Birinci kesim, seçme hakkına sahip olan vatandaşlar. Yani bizler. Aslında yazara göre bu bir illüzyon. Bu kesim sadece seçtiğini sanıyor.

İkinci kesim, seçilecekleri seçen kesim. Çevremizden örnek vermek gerekirse, parti liderleri…

Üçüncü kesim ise iktidarın memnun etmek zorunda oldukları koalisyon ortakları. Muktedir gücü ele geçirmek ve elde tutmak için bu kesimin sadakatini mutlaka kazanmalı. Bu genel olarak parayla kazanılıyor. Bu kesimin desteğini elde tutabildiği müddetçe kişi iktidarda kalabiliyor.

Demokrasi ile diktatörlüğün farkı bu üç kesimin ne kadarının desteğini almak zorunda olmakla ilgili. Demokrasilerde iktidar ne kadar kişinin desteğini kazanırsa o kadar iyi. Çok büyük kitleleri parayla sadakatini alamayacağına göre, onların hayat standartlarını yükselterek memnun etmek zorunda. Bu sistemde halkı memnun etmek zaruri olduğu için vergiler düşük olmak zorunda.

Diktatörlüklerde ise, halkın hiç bir önemi yok diyebiliriz. Bu sistemde yakın çevrenizin sadakatini kazanmanız yeterli. Yani üçüncü grubun. Bunu maddi olanaklarla kolayca yapabilir ve yaptığı sürece de iktidarda kalır. Bu sistemde halkı memnun etmek zaruri olmadığı için yüksek vergiler ve fakir ve yoksul bir halk ortaya çıkar. Yöneticiler ve çevresi ise inanılmaz şekilde zenginleşir.

Ümit Y
Sosyoloji mezunu, fotoğrafsever. Güncel konularda yorum yapmaktan hoşlanır. Bunu geleceğe not ve beyin egzersizi olarak görür.