İmam Hatip Meselesi

Haliç Üniversitesi öğretim üyesi Erol Mütercimler, imam hatiplileri kast ederek, “İmam hatipten mezun olmuş olanlar karşımıza bakın ne olarak çıkıyor; cinsi sapık, sahtekâr, ahlaksız…” gibi ifadeler kullanmış. Her ne kadar daha sonra ne demek istediğini açıklayı imam hatiplilerden özür dilese de, malesef söylenen sözler geri alınamıyor.

Kendisi hakkında suç duyuruları ve bir çok eleştiri yapıldı. İmam hatip konusu hassas bir konu, belki de bu ülkenin kanayan yaralarından bir tanesi. Bu hem geçmişte böyleydi, malesef her kadroya imam hatiplinin doldurulduğu günümüzde de böyle.

Çocukluğum küçük bir ilçede geçti. Ancak öyle bir imam hatip lisesi vardı ki, okul dağıldığında ilçenin en büyük caddesi trafiğe kapanacak hale gelirdi. Bu o zamanki yönetimin imamhatip mezunlarının sadece ilahiyat bölümlerine gitmesi gerektiğine karar vermeden önceydi.

Daha sonra bir kanun değişikliği ile imam hatiplilerin alanları ile alakalı olmayan meslekleri seçmeleri engellendi. Bu aslında düz lisedekiler için de geçerliydi, diğer meslek liseleri için de. Herkes sadece seçtiği alandan tercih yapabilioyordu.

Sayısalcı mesela eşit ağırlıklı bir bölümden tercih yapamıyordu. Ya da meslek lisesi elektrik bölümü mezunu bir öğrenci sadece kendi alanında tercih yapabiliyordu. Başka bölümlerden tercih yaparsa puanı kesiliyordu dolayısıyla da o alanın mezunlarıyla rekabet edemiyordu.

Bu durumdan en çok etkilenen elbette imamhatip lisesi mezunlarıydı, çünkü o liselere giden milyonlarca öğrencinin hedefi imam olmak değildi. Diğer tüm öğrenciler gibi doktor, mühendis, avukat olmak istiyorlardı.

O dönemki imam hatip düşmanlığı milyonlarca mağdur yarattı. Doğal olarak ezilmiş ve intikam ve nefret duygularıyla dolmuş bir nesil. Haksız sayılmazlar ancak onlardan bir tanesi en tepeye çıktığında bu defa rüzgar tersten esmeye başlıyor. İmamhatipliler yüksek kademelere gelebilirken diğer lise mezunlarının bu şansları azalıyor.

İmam hatip liselerine gitmek istemeyenler zorla bu okullara gönderiliyorlar.

Dolayısıyla imam hatipliler hakkında bir yargıya varabilmek için onların üç dönemine bakmak gerekir. Önleri kapatılmadan önce, önleri kapatıldıktan sonra ve günümüz.

İmamhatip liseleri o malum yasa çıkmadan önce gayet yurdum okulu idi. Vatandaş hem dinini öğrensin hem de üniversiteye gidip güzel bir meslek sahibi olsun diyerek çocuklarını bu okullara gönderiyorlardı. Bu okula gidenlerin çoğu gönüllüydü ve isyeterek ve severek gidiyorlardı. Nitekim bu dönemde okuyanlardan doktorlar, avukatlar vs çıkmıştır.

Bu dönem için bir yazarımızın yaptığı yorum doğru olabilir. İyi insan da kötü insanda her okulda aynı oranda bulunur. Genellememek gerekir. Evet bu dönem diğer tüm normal okullar gibi kozmopolit bir yapıya sahipti, içerisinde her türlü insan barındırma potansiyeli yani. Dolayısıyla bir genelleme yapıp imamhatipliler böyleydi demek büyük hata, ve ayıp zaten yapmamak gerekir.

İkinci dönem ise bambaşkaydı. İmam hatip liselerini seçenler başka bir okula gitme ümidi kalmamış, ne olacaklarını bilerek ya da çaresizlikten giden çocuklardı. Dolayısıyla bu kesim eleğin altında kalan kısımdı. Bu dönemde imam hatip liselerine gidenlerin sayısında acayip bir azalma oldu. Az önce bahsettiğim, ilçenin ana yolunu trafiğe kapatacak kadar kalabalık olan liseye artık sadece bir kaç yüz öğrenci gidiyordu.

Bu dönemin imam hatipli profili aslında mütercimin anlattığı profile yakın. Yani sapıklıklarını bilmem ama imam hatip profiline uymayan, sigara içen içki içen, uyuşturucu bile kullanan çocuklar bu okullara gitmekteydi. Bu durum elbette onların suçu değildi. Daha önce de belirttiğim gibi çoğu çaresiz gariban çocuklarıydı, anne babalarından ayrı yurt köşelerinde kendilerini idame ettirmeye çalışıyorlardı.

Ve son dönem, imam hatiplinin altın çağı. Bir dönem aşağılanmış hor görülmüş imam hatipliler artık devletin zirvesini ele geçirdi. Nerdeyse her kurumun başında bir imam hatip mezunu var. Bu yönetimin ilk eylemlerinden bir tanesinin yüzlerce imam hatip lisesi ve ortaokulu açıp istemeyenleri bile bu okullara gönderme çılgınlığını anlamak lazım. Yine de şunu görmeleri gerekiyor, toplum imam hatipe özlem duyan o eski toplum değil. Dini değerler o dönemki değerlerden biraz değişti. Dolayısıyla bu insanları zorla imamhatiplere tıkmak, geçmişte kendilerine yapılandan farksızdır. Bir nefret doğuracak ve yeni mağduriyetler yaratacaktır.

Toplumda herkesin dini eğitim alma hakkı vardır. Bu eğitim hakkı istihbarat örgütlerinin istifadesine açık tarikatlar ve dernekler yoluyla değil, devlet eliyle verilmesi elbette daha uygun.

Tüm okullarda artık böyle bir seçenek var, isteyen herkes yabancı dil olarak arapçayı seçebiliyor ya da dini dersleri seçmeli olarak alabiliyor.

Gayet adil bir durum, sorun sadece uygulanabilirliği arttırmakta ki bu günüzümüz şartlarında işin basit kısmı.

Öyleyse bu kadar imam hatip çılgınlığına ne gerek var?

İşte burda yönetimin ne yapmak istediği bariz bir şekilde ortaya çıkıyor. Toplumun dnasıyla oynayıp kendi ideolojisine bağlı bir nesil yetiştirmeye çalışıyor ama nafile. Bu başarılı olabilecekleri bir proje değil. Her iki tarafa da zarar verecek bir proje.

Son olarak, genelleme olarak yapmasak da imamhatip liselerinde eğitim alanların bazı ortak özellikleri olduğunu kabul edebiliriz. Bu bir genelleme sayılmaz ama bu okullarda verilen eğitimin sonucu diyebiliriz. Yine de tüm öğrencileri kapsayacak şekilde genelleyemeyiz.

Bu okullarda herkesin bildiği gibi muhafazakar öğretmenler tarafından muhafazakar bir eğitim veriliyor. Dinine, geleneklerine bağlı bir nesil. Buraya kadar sıkıntı yok ama bu okullarda gayri müslimleri ötekileştiren, sokaktaki kendi kalıbına uymayan herkesi kafir kalıbına sokup düşman ilan edebilecek bir nesil.

Yorum yapın