Öğretmenlerin İmajı Nasıl Düzeltilir?

Öğretmenler halkın gözünde sürekli tatil yapan ama her durumda maaşını alan bir meslek grubu olarak görülüyor. Kısacası öğretmenlerin boş yere maaş aldıkları gibi bir fikre sahipler ve bunu her fırsatta ve her platformda göstermekten çekinmiyorlar. Bazen o kadar ileri gidiliyor ki öğretmenlikle fahişeliği bir tutan vatandaşlarımız bile var.

Öğretmenlerin bu imajı düzeltmeleri için ne yapmaları gerekiyor peki? Öneri yine halktan geliyor ve itiraf etmeliyim ki gerçekten çok ilginç fikirler sunulmuş ortaya. İşte o fikirlerden en yaratıcı olanları;

#1 Öğretmenler yazın taş ocaklarında çalıştırılmalı

Öğretmenlerin yazın 3 ay (kendileri 2 ay olduğunu iddia ediyorlar) tatilleri var ve bu dönemde maaşlarını almaya devam ediyorlar (ek ders ücretleri kesildiği için biraz eksik alıyorlarmış ama olsun). Bazı yaratıcı beyinler, öğretmenlerin bu süre zarfında ve aldıkları maaş karşılığı taş ocaklarında çalıştırılmasını önermiş.

Neden olmasın?

Katılıyorum. Öğretmenlerin imajlarını düzeltebilmeleri için gerçekten samimi olduklarını, aslında tembel olmadıklarını, yazın okulların kapalı olmasından dolayı zorunlu olarak tatil yaptıklarını ama aldıkları maaşın düşüklüğü yüzünden aslında tatil de yapamadıklarını ve evde oturduklarını kanıtlamaları için çok güzel bir fırsat.

#2 Öğretmenler yazın köylüye yardım etsin

Köylü kardeşlerimiz yazın yılın en yoğun dönemlerini yaşarlar. Tarla, bağ, bostan bu dönemde köylüyü bekler. Ayrıca hayvanlar da bakım ister. Öyle olunca da işler üst üste gelir ve çok zorlanırlar.

Öğretmenler ise diğer taraftan yaz boyu boş boş otururlar ya da gezerler. Bu zamanı aldıkları maaş karşılığında, ülkemizin üretim lokomotifi olan köylülere yardım ederek geçirebilirler.

Bu yaratıcı fikrin sahibini tebrik etmek lazım.

#3 Öğretmenler yaz tatilinde kamu hizmeti yapsın

Öğretmenlerin yaz tatilini nasıl değerlendirecekleri ile ilgili güzel bir fikir daha. Boş boş oturup devletin kendilerine verdiği maaşı ezmek yerine aldıkları parayı hakedecekleri kamu hizmeti yapabilirler.

Mesela, sokakları temizleyen çöpçü kardeşlerimizin yükünü hafifletebilirler, ya da devlet dairelerindeki gün boyu çalışan memur arkadaşlarımızın sigara, çay molalarında onların yerine görev yapabilirler, bu bazı yerlerde gün boyu devam edebilir ama olsun, önemli olan öğretmenlerin çalışması.

Belediyelerde yıl boyu maaş alıp da hiç işe uğramayan kardeşlerimiz var mesela. Yazık onlara, öğretmenler en azından yazın gidip bu kardeşlerimizin yapması gereken işleri yapabilirler. Böylece belediyeler üzerindeki torpil, işçi kayırma, işten çıkarma gibi sorunlar da hafiflemiş olur.

Kimse onlara bu adam maaş alıyor ama hiç işe gelmiyor diye soru sormaz mesela.

#4 Öğretmenlerin maaşı yarıya düşürülsün

Halkın gözüne batan en büyük sorun öğretmenlerin maaşı olduğuna göre, bu sorunu ancak öğretmenlerin maaşını azaltarak çözebiliriz. Zaten bugüne kadar öğretmenlerin en çok ümitlendiği bakan olan, Milli Eğitim Bakanı sayın Ziya Selçuk da öğretmen maaşlarının MEB’in bütçesindeki en büyük yük olduğunu belirterek halkın yanında olduğunu gösterdi.

Dolayısıyla, öğretmenlerin maaşı yarıya düşürülmeli. Böylece asgari ücretin altına düşecek ama zaten çoğu öğretmen karı koca bu mesleği yapıyor. İki maaşla güzelce geçinip giderler ve devletimize (allah zeval vermesin) yük olmazlar.

Sonuç

Yukarda yazdıklarımı kafadan uydurmadım. Bu başlıklar ekşisözlük gibi çeşitli mecralarda gerçekten dile getirilmiş fikirler. Bu mecraları bu kadar ciddiye almamak lazım aslında ama o kadar çok ve halk tarafından da o kadar çok destek görüyor ki öğretmenler artık bu saçmalıkların altında eziliyor. Kendilerini ifade etmeye çalışıyorlar ama nafile, gözleri kör olmuş bir kitle var karşılarında.

Korona virüsünün getirdiği şartlar da bu durumun tuzu biberi oldu. Bunun üzerine de Milli Eğitim Bakanının öğretmen maaşları ile ilgili sözleri gelince, halk artık ciddi ciddi öğretmen maaşlarının düşürülmesi gerektiğini dillendirmeye başladı. Devletin yükü hafifletilmeliymiş.

Örnek vermek gerekirse, benim bir tanıdığım şöyle parlak bir fikirle geldi; “Okullar bu iş sonuçlanana kadar kapatılmalı ve öğretmenlere de yarım maaş verilmeli.” Yarım maaş dediği bir asgari ücrete denk geliyor.

Aynı kişi, devlet memuru olan ve çalışmadan maaş alan, aynı zamanda iki evi olan kardeşi için nasıl üzülüyor geçinemiyor diye.

Ciddiyim, tamamen gerçek bir durum bu. Bu nasıl bir nefrettir.

Maalesef öğretmenler için yapılacak tek bir şey kalıyor geriye; hiçbir şey yapmamak. Çünkü bu cehalet karşısında başarılı olmak mümkün değildir, hele devletin desteğini arkasına almış bir cehalet. Öyleki, bunlara göre öğretmen maaşları ekonominin kötü gitmesinin tek sebebi, bunca yolsuzluğu hırsızlığı görmeyip öğretmen maaşının azaltılmasıyla ekonominin düzeleceğine inanan zır cahiller var. Bu cahillerle baş edemezsiniz, imkansız.

İmkanı olanlar bu mesleği derhal bırakmalı zaten. Bu saatten sonra çekilir bir meslek değildir öğretmenlik. Asgari ücrete yakın bir ücret alıyorsunuz ki bu zaten yakında ister istemez asgari ücrete kadar düşer. Bu ücrete de bir sürü iş bulabilirsiniz. İngilizce öğretmenlerine tavsiyem bu ülkeyi derhal terk etmeleri.

Yeni nesil zaten bu mesleği asla tercih etmemeli, zaten de etmiyorlar. İki üç nesil sonra Türkiyedeki eğitimin halini düşünemiyorum. Şu an bile kötüyken, sınavlardan en düşük alan öğrencilerin öğretmen olduğu bir sistemi düşünsenize.

Allah aşkına kim asgari ücret için dört sene okuyup üstüne bir de tüm halkın nefretini kazanmak ister.

Öğretmenler ne diyor?

Öğretmenler her mecrada kendilerini savunmaya çalışıyorlar. Örneğin yazın üç ay olarak bilinen tatilin aslında iki ay olduğunu, bu tatili kendilerinin istemediğini, öğrencilerin okulda olmamasından kaynaklanan zorunlu bir tatil olduğunu anlatmaya çalışıyorlar.

Maaşlarının yetmediğini her fırsatta dile getiriyorlar. Polisin, imamın, bekçinin, hemşirenin, memurun, hizmetlinin… kendilerinden daha yüksek maaşlar aldıklarını söyleyerek kendilerini savunmaya çalışıyorlar, bu defa da onlar çalışıyor sen yatıyorsun tabii ki daha az ücret alacaksın gibi sözlerle karşılaşıyorlar. Ne yapsalar boş yani.

Aslında hak etmedikleri maaşı da istemiyorlar. Örneğin koronadan dolayı okullar kapalı kaldığında öğretmenler idari izinli sayıldıkları için ek derslerini aldılar. (Ek dersi olanlar tabii). Ancak rahatlıkla söyleyebilirim ki nerdeyse tüm öğretmenler bu ek ders ücretlerinin verilmesini zate istemediler çünkü kazanılmış bir şey olduğunu düşünmüyorlar.

Yine aynı şekilde bugünden itibaren sadece aktif olarak yaptıkları dersin ücretini alacaklar (koronadan dolayı tüm dersler yapılamıyordu ve yapılamayan derslerin ücreti de yatıyordu.) ki bu öğretmenler arasında gerçekten anlayışla karşılanan bir durumdur. Kimsenin bu tür uygulamalara itirazı yok.

Ama öğretmenler bir milyonu aşkın nüfuslarıyla yalnızlar çünkü karşılarında onların maaşını sindiremeyen milyonlar var ve kendi milli eğitim bakanları bile, en güvendikleri bakan, öğretmen maaşlarının bir yük olduğunu söyleyip öğretmen düşmanlarının ellerine koz vermekten çekinmiyor.

Öğretmenler için bu durumda tek bir seçenek kalıyor…

“Öğretmenlerin İmajı Nasıl Düzeltilir?” üzerine bir yorum

  1. Bugün uzaktan eğitim yaparken, ilk defa tanıştığım öğrenciler bunlar, arka plandan bir çocuk “mal hoca” diye bağırıyordu. Halkın öğretmene bakış açısı budur, düzeltilemez. Tek çare onları öğretmensiz bırakmak. Sonunda öyle olacak böyle giderse.

    Bu arada öz eleştiri de yapıyorum acaba ben mi bu tavrı hakettim diye, hayır sadece uzaktan eğitim sürecinin nasıl devam edeceğini anlatıyordum.

    Cevapla

Yorum yapın