Rejiminin Vergi Politikası

2002 seçimlerinden önce şimdiki hükümetin vergi düzenlemeleri konusunda vaad ettikleri şunlardı; “Devletin vergi toplayamamasının sebebi vergilerin yüksek olmasıdır. Vergileri düşürerek vergi adaleti sağlayacağız ve böylece daha çok vergi toplayarak devletimizin gelirlerini artıracağız.”

Ne kadar güzel sözler.

Geçen hafta dünyanın en çok devlet ihalesi alan şirketlerinden bir tanesi 9 milyar liralık bir ihale daha almış devletten. Devlet her taşın altına elini sokan bu müteahhidine kıyamamış ve aynı miktarda vergiden muaf tutmuş.

Geçmişte aynı şirketlerin yaklaşık 5 milyar liralık vergi borcu da affedilmişti.

Diğer taraftan sıradan vatandaşın başında ÖTV diye bir baş belası var. Bu vergi ve verginin vergisi politikası sayesinde vatandaş ihtiyacı olan telefonu, arabayı, bilgisayarı ve tableti ancak rüyasında görebiliyor.

Bizim ülkemizde bir vatandaş en kötü arabayı bile satın alabilmek için 30 yıl çalışmak zorunda kalıyor.

İnanmıyorsanız hesap edin. En kötü araba 150000 lirayı buluyor. Asgari ücret 2500 lira desek. Bu ücrete çalışan bir emekçi o arabayı almak için 6 yıl çalışmak zorunda yemeden içmeden, kira vermeden. Bunları da eklerseniz, gerisini siz hesap edin.

Aynı arabayı avrupalı bir asgari ücretli 15000 dolara alabiliyor ve bu maaşının sadece 7 katı.

Ülkemizde izlemediğimiz televizyonun geçmediğimiz köprünün vergisini veriyoruz. Bu vergileri de sadece garibanlar veriyor, godamanlar ilk örneğimizde olduğu gibi ya vergiden muaf tutuluyor ya da vergiden kaçınmanın bir yolunu buluyor.

Vatandaş geçici diye konulan vergilerin gün geçtikçe standartlaştığına ve akıl almaz ölçülerde arttığına şahit oluyor. İşin kötüsü bu gergilerden kaçmanın bir yolu bulunmuyor sıradan vatandaş için. Kaçınabilmesi için yememesi, içmemesi gerekiyor.

Zenginler yatının mazotunu indirimli alıyor, mücevherinin ötvsini vermiyor ama. sıradan vatandaşın kaçar bir tarafı yok. Bu durumda bu ucube rejimin, vergi politikası da ortaya çıkıyor.

Bir köprü yapıp geçenden 5 kuruş geçmeyenden 10 kuruş alan bir halk hikayesinden esinlenmişler vergi politikasını oluştururken.

Peki devlette bunlar olurken vatandaşın tutumu ne oluyor. En iyisi size bir fıkra anlatayım ben.

Padişahın biri halkının vergiye karşı hangi noktadan sonra direneceklerini test etmek ister. Bunun için vezirlerini çağırır.

Vezirleri huzura çıkar, saygılı bir şekilde beklerler.

Padişah;

— Köprülere adam koyun, geçenden bir akçe alsınlar! der.

Aradan bir süre geçtikten sonra Padişah vezirlerine sorar:
— Nasıl, halk hayatından memnun mudur? Herhangi bir şikâyet var mı?

Vezirler:
— Hiç bir tepki yok Sultanım!

— İyi o zaman. Köprünün diğer tarafına da bir adam koyun, çıkandan da bir akçe alsın!

Aradan bir süre geçmiş, Padişah tekrar sormuş vezirlerine:
— Var mı halinden şikâyet eden?
— Yok!

Halkının tepkisizliğine kızan Padişah, gürlemiş:
— Köprülerin ortasına da birer adam koyun, gelip geçeni …. yapsın!

Aradan birkaç gün geçmiş, halktan bir tepkinin olmamasına içerleyen Padişah, çağırmış vezirlerini,
—Halkı dinleyelim hele bir, demiş. Gitmişler köye, Padişah sormuş:
— Halinizden memnun musunuz, var mı bir şikâyetiniz?

Ses yok. Padişah tekrar :
—Taş üstünde taş omuz üstünde baş komam! Var mı şikâyeti olan hemen söylesin! Diye gürleyince arkalardan cılız bir ses duyulmuş:

—Padişahım, o köprünün ortasındaki adam var ya!
—Eeee! demiş Padişah bir umutla… Ne olmuş o köprünün ortasındaki adama?

— Aksamları çok kalabalık oluyor, sıra uzuyor, eve geç kalıyoruz, mümkünse bir adam daha koysanız…

Bakalım vatandaşın sabrı nerde tükenecek. Bakalım sonumuz ne olacak. Bu ucube rejim iyiye mi kötüye mi gidecek?

Yorum yapın