Süleyman Soylu

Son günlerde gündemin en önemli figürlerinden bir tanesi iç işleri bakanı Süleyman Soylu. Gündeme gelmesinin en önemli sebebi ise twitter’da başlayan atışmaları ve sonrasında yaşananlar. Bu sebeplerden bu yazıyı yazarken başıma bir iş gelir mi diye çekinmiyor değilim, neyse ki bu yazılar kişisel bir arşiv niteliğinde ve fazla bir okuyanı yok.

Süleyman Soylu ilk olarak Barış Atay ile tartıştı ve daha sonra bu kişi gece bir bar çıkışında saldırıya uğradı. Öncesinde twitterdan hedef gösterdiği biri gece polisler tarafından tutuklanmıştı. Son olarak ise Anayasa Mahkemesi ile çekişmesiyle gündeme geldi. AYM’nin “Şehirlerarası karayollarında gösteri ve yürüyüş düzenlenemez” hükmünü iptal etmesinin ardından AKP’ye yakın isimlerden AYM Başkanı Zühtü Arslan’ı koruma vermemekle tehdit etti.

“Ana caddelerde, sokaklarda özgürce yürüyüş hakkının ortadan kaldırılmasını onayladınız. Polis koruması almana gerek yok. Bisikletinle işe git gel bakalım.” açıklamalarının arkasında olduğunu belirterek, “Bu devlete ‘katil’ diyenler ve Anayasa Mahkemesi tarafından ‘siz katil deme hürriyetine sahipsiniz’ diyenler, yıllardan beri bu ülkenin değerlerini yermek isteyenler hepsi bir cephe oldular, hepsini Allah bir fotoğrafta göstermek nasip etti.”

Bu sözler hakkında çok şey denilebilir ama ne zaman doğru ne de mekan.

Süleyman Soylu deyince genellikle insanların aklında terörle mücadeledeki başarısı geliyor. Hatta bu başarısından dolayı çok popüler oldu ve insanlar tarafından sevildi. Bunu covid-19 salgınının başlangıç aylarındaki sokağa çıkma yasağında ortaya çıkan rezaleti üstlenip istifa etmesiyle gördük. Twitter ve sosyal medyadan o kadar çok destek geldi ki sonunda istifası kabul edilmedi ve kendisi görevine geri döndü.

Covid-19 sebebiyle sokağa çıkma yasağı ilan edilmişti ama bu yasak sadece iki saat öncesinden vatandaşa haber verilince halk market ve fırınlara hücum etmiş bunun neticesinde ise normalden çok daha fazla virüs bulaşmasına eğilimli hale gelmişti.

Benim aklımda ise, İstanbul belediye başkanlığı seçimleri sırasında Ekrem İmamoğlu ile çekişmesi ile kaldı. Çok fazla gündemi takip eden biri değildim ama belli ki televizyon kanallarını değiştirirken söylediği o söz aklımda kalmıştı. Ekrem İmamoğluna “pejmürde ederiz!” diyordu.

“Buradan söylüyorum: İşini yap, başımızın üzerinde yerin var ama işini yapmanın dışında başka işlerle meşgul olursan pejmürde ederiz. Bu kadar açık ve net”.

Pejmürde etmek, perişan etmek anlamında kullanılan bir kelime, dilimizde pek yaygın bir kelime değil. Yine de bir içişleri bakanının bir siyasetçiye böyle bir dil kullanması benim açımdan herhangi birisi hakkında yargıya ulaşabilmek için yeterli. Ben kendisi için notumu o zaman vermiştim, haddim olamayarak, sıradan bir vatandaş olarak.

Neyse, konumuza devam edelim. Bu istifa hamlesi sonrası kendisi halk arasında oldukça popüler biri olmaya başladı ve Erdoğan’dan sonra devleti yönetebilecek kişiler arasında gösterilmeye başlandı, halk arasında. Hatta sırf bu sebepten Berat Albayrak ile parti içinde çekiştikleri ve partinin ikiye bölündüğü söyleniyor. Ne kadarı doğru bilemem ama Süleyman Soylu son zamanlardaki davranışları ile bu istikametten hızla uzaklaşıyor diyebilirim.

Yorum yapın